Bugun...


MAHMUT ÖZ

facebook-paylas
Çocukluğumun hatıraları..
Tarih: 29-04-2023 15:49:00 Güncelleme: 29-04-2023 15:49:00


Eskiden çardaklarımız vardı. Deniz kenarında ve güzle dediğimiz bahçelerimizde kurulurdu bu çardaklar.. Gökyüzünde ki yıldızları, en güzel bu çardaklarda seyrederdik. Ben çocukken Bayır denilen tarlamıza, Güzle der, yaz aylarında, buradaki çardağımıza göçerdik. Sıcak yaz günlerinde gürül gürül eserdi. Annem her zamanki gibi tek komşumuz Melek Teyzeyle konuşuyor, ben çardagin tahtalarına tutunarak, hem laf dinliyorum, hem de etrafında dolanıyorum. Çocukluk işte. "Yapma oğlum, düşersin" ikazını, düşmeden anlamayan ben, tahtanın çivisinin çıkması ile çalıların içine savruldum.

Ne olduğumu anlamadan bağırıyordum. Annem ilenerek ( Beddua etmek) geldi, ben demedim mi, bir durmazsın, babana söyleyeceğim diye tehditler savuruyordu.

Melek teyze ile küçük bir konsültasyon yaptılar, yaralar temizlendi, şiş yerime hamur sardılar, yaralı yerlere zeytinyağı ile tampon yaptılar. Hemen su içirdiler. Elime bir ekmek verdi, dizine yatırdı. Rahatlamıştım ama biraz sonra, karnım ağrımaya başladı. Ben karnımı tutarak ağlamaya başlayınca anneni bir endişe kapladı. Telefon yok, araba yok, komşu sadece melek teyze var ama o da çaresiz. Anacığım karnımı ovalıyor ama acının durması ne mümkün. Ben ağladıkça anam ağlıyor, gözleri ile babamın at arabası gelmesini bekliyor.

Biz acılar içinde kıvranırken göründü, kıvranan yokuşun başında. Anam sandığa koştu, bohçasını açtı, içinden avucunun kenarından görünen parayı aldı, gögsüne soktu, sutyeninin içine yerleştirdi. Şimdi babanda para yoktur diye söylendi.

Kucakladığı gibi, yola koştu, Babam bizi gördü, vurdu ata kırbacını, uçarcasına çıktı yokuşu.

Anam, "çocuk hasta koş" dedi. Bir hararın ( Dokuma çuval) üstüne yatırdılar.Annem bir çırpıda olanları anlattı babama.

"Asım Abiye gidelim" dedi, kırbacını şaklatırken.

Dr. Asım Okur, akrabası olduğu için, abi derdi her zaman.Bu ismi daha öncede duymuş, bizim evde ismi geçince,çok kutsal biri gibi anılır, hep iyiliği konuşulurdu.

Toros ilkokulunun önünden geçen yol, Akseki'ye giderdi o zamanlar. O yolun üzerinde Teyzemin kocası Yusuf Amca bizi gördü, yola durdu. Yusuf Amcaya herkes "Boba Yusuf" derdi, küçük bir bakkal işletirdi. Çok mülayim, çocukları çok severdi. Abisi belediye başkanlığı yapmış derlerdi. Babam acele ile, "Abi çocuk hasta, Asım Abiye götürüyorum" dedi.

- Vay babalık mı hastalanmış, ben ona şimdi bir somurgaç veririm iyileşir,dedi, koştu küçük, tenekeden yapılmış, bakkal dükkanına. Elinde somurgaçlar, gofretlerle geri geldi. Somurgaçlar, şekerden yapılmış, çubuk gibi şekillendirilmiş,i şeker çubukları idi, çocuklar çok severdi. Rengarenk çubuklar ayrı tatlarda olurdu. Limonlusu, portakallısı, vişnelisi vardı.

Pazarcıda mahallesinde Asım Beyin konağına vardık at arabası ile. Asım Bey, tertemiz giysisi, Beyaz gömleği,saçları arkaya taranmış, bir abide şahsiyet gibi, çantası elinde indi aşağıya . Babamı dinledi, bana baktı. Ben elimde somurgaç, kucağımda gofletle, gözlerimin içi gülerek bakıyordum.

- Cahit, bu çocukta bir şey yok ama bir bakalım dedi. Karnımı dinledi, boğazıma baktı, sırtımı dinledi, gözlerime başparmağını dokunarak, kapakların altına baktı.

- Cahit, korkma!. Bu çocuk düşünce bağırsakları düğümlenmiş, ama at arabasının sarsıntısı ile yerine gelmiş. Geçmiş olsun dedi.

Annem utangaç, göğsünden parayı çıkardı, babamın eline tutuşturdu. Babam, Asım abisine, "borcumuz ne" dedi, uzattı elindeki paranın, yeterli olup, olmadığını bilmeden.

- Olur mu birader, görmemiş olayım. Dedi

 



Bu yazı 3793 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
YAZARLAR
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI